1 Şubat 2015 Pazar

Sezgin Kaymaz’ın öyküleriyiz

Sezgin Kaymaz, yeni öykü kitabı "Bakele"de, birçoğumuza temas eden hikayeler anlatıyor. Kaymaz, tanıdık esintilerle dolu kitabında kendi edebi dünyası adına yeni bir de formül deniyor


Bakele / Sezgin Kaymaz / April Yayınları

Türk edebiyatının özgün olduğu kadar hızlı kalemlerinden biri olan Sezgin Kaymaz, biz gözlerimizi yollara "Sevinç Kuşları" serisinin üçüncü kitabı için dikmişken bir öykü kitabı ile sürpriz yaptı. Yazar, geçtiğimiz aylarda yayınevini değiştirerek April Yayınları’na geçti ve oradan "Bakele"yi çıkardı. Kitap, Kaymaz’ın şimdiye dek yayımlanmış tüm romanlarının bir bileşkesi tadında öyküler barındırıyor. İçinde yine aşk, efsun, hüzün, mizah, tevekkül ve tabii ki tasavvuf var.

Sevdiği yazarın kitaplarını bir nefeste tüketmemek için gıdım gıdım okuyan sabırlı okurlara karşın Kaymaz, neredeyse okurun okuma hızı ile yarışacak kadar seri kitaplar üretiyor. Üstelik bu hız, ona lezzetinden hiçbir şey kaybettirmiyor. Bence esbab-ı mucibesi, katıldığı bir söyleşide kurduğu şu cümlede saklı: “Kimsenin ne diyeceğini düşünmeyin yazarken. Düşündüğünüz an üretemez olursunuz.” Yani, Kaymaz’ın edebiyatı, özgüvenin dayanılmaz hafifliği üzerinde ilerlemiyor. Hatta özellikle egosantrik kaygılardan uzak duruyor, ‘içinden geldiği gibi’ olmanın affına sığınıyor. Okur kitlesini de samimiyetiyle sadık kılıyor. 

Kaymaz’dan ‘kıssa’lar

"Bakele" de Kaymaz’ın samimiyetinden parçalar toplamış 34 minik hikayeyi bir araya getiriyor. Başrolde yine Ankara, üç kağıtçı adamlar, mazlumlar, babacanlar, şansı dönenler ve gittikçe batanlar, kalbi gövdesinden büyük köpekler, efsunlu amcalar, en nihayetinde aşk ile için için yananlar var. Üstelik yazarın hayatından kesitler taşıdığına inanmamızı sağlayacak onlarca da detay... Ama "Bakele"de en çok yolu tasavvufla kesişen öyküler heyecanlandırıyor. Zira Mevlevilik ile ne kadar içli dışlı olduğu bilinen Sezgin Kaymaz’ın romanlarında yıllardır bu felsefeye dair önemli izler bulunsa da kendisinden hiç bir ‘kıssa’ dinleyememiş olan okur, "Bakele"de artık bu şerefe nail oluyor ve Kaymaz’ın Mevlevilik'ten feyz alarak kurguladığı minicik hikayelerini okuyup içini serinletebiliyor. 

Başroldeki kadınlar

Kitabın dikkat çekici ayrıntılarından biri de öykülerin değişmez karakterlerinin olması. Öykülerin belki de yarısında ortaya çıkan bir durum bu. Birbirinden bağımsız öykülerde ve farklı kurgularda hep aynı karakterin karşımıza çıkmasını kast ediyorum. En göze çarpan örnek ise şüphesiz ki Hülya karakteri. 34 öykünün 11’inin biricik Hülya'sı... Hülya, kimi zaman fakir bir evin sabırlı eşi, kimi zaman oyun bozan bir yaramaz, kimi zaman erkek kardeş gibi yanında gezdirirken aşkı fark edilen bir maşuk, çoğunlukla manevi bir dayanak ama her zaman ve mutlaka ‘sevgili bir eş’ konumunda, yer aldığı tüm hikayelerin omurgasına yerleşiyor. Öykülerin Sezgin Kaymaz’ın hayatından önemli izler taşıdığına dair bir hissiyattan söz etmiştik. Böylece okura, karakterlerine zaman zaman kendi hayatındaki kişilerin isimleriyle can verdiği bilinen Kaymaz’ın, hayatında da hatrı sayılır bir Hülya olduğunu tahmin etme hakkı doğuyor. 
Benzer bir durum Sabiş karakteri için de ortaya çıkıyor. Kadın karakterleri çoğunlukla hikayelerinin en mert, en cesur, en zeki ve iş bitirici öğeleri olarak kurgulayan yazar, Hülya karşısındaki saygı duruşunun ardından, yürek ısıtan bir anne karakteri olarak da Sabiş’i koyuyor karşımıza. Sabiş, her öyküde farklı bir karaktere bürünse de aslında aynı kişi: Zorluklara göğüs geren, aklı zehir zemberek, yüreği kocaman bir anne! Hülya kadar çok öyküde yer almasa da Sabiş’in de yazarın hayatında önemli bir yer tuttuğunu tahmin etmek, yersiz bir şüphe olmaz. 

Tabii işin magazinel boyutunu bir kenara bırakırsak, sanırım Sezgin Kaymaz, birbirinden bağımsız onlarca öykünün başkahramanını tek bir karakter olarak seçerek yeni bir şey deniyor ve okura alışılmamış bir deneyim vaat ediyor. Diğer taraftan kendi yazar karakteristiğine de farkında olmadan bir madde daha ekliyor. Öykülerini giderek, üstünde adı yazmasa dahi kendisine ait olduğu anlaşılacak bir formata yaklaştırarak kimlik kazandırıyor.

"Bakele" böyle kurgusal oyunlarının yanı sıra, bildik Sezgin Kaymaz kaleminden süzülen öykülerin altında toplandığı bir çatı. Yine ummadık sonların, beklenmedik kahkahaların, nefes almayı unutmaların, burundaki direk sızlamalarının müssebibi bir Sezgin Kaymaz kitabı. Kaymaz külliyatının öykügiller sınıfından, hepimize bir yerden temas eden bir son fert olarak karşımızda.