1 Mayıs 2015 Cuma

Kozanoğlu’ndan medya masalları

Gazeteci ve televizyoncu Can Kozanoğlu, meslekten el etek çektikten sonra geride bıraktığı yılları anlatıyor. ‘Yalan Yıllar’, Kozanoğlu’nun mesleki yaşantısının yanı sıra Türkiye’nin yakın geçmişinin ve basın camiasının röntgenini çekiyor.

Yalan Yıllar / Can Kozanoğlu / Can Yayınları

Sanırım ilk defa bir yazıya, henüz başlamadan başlık atabildim. Ne anlatacağım kafamda çok net çünkü. Ucundan kıyısından görüp, siluetinden dahi korktuğum bir ‘mahalle’nin hikâyesini anlatacağım sizlere. Ya da Can Kozanoğlu’nun meslek yaşantısını ibretle aktaracağım. Her neyse...

Ciddi bir özeleştiri…

Yılların gazetecisi, yakın dönemin televizyoncusu Can Kozanoğlu’nun, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattığı ‘Acemi Eğitimi’nden sonra meslek hayatını anlattığı kitabı ‘Yalan Yıllar’ Can Yayınları’ndan çıktı. ‘Yalan Yıllar’, Türkiye’de basının geldiği noktanın ve geçirdiği dönüşümün de bir panoraması. Bunun yanı sıra inanılmaz eğlenceli bir anlatı, ibretlik hikâyeler külliyatı ve ciddi bir özeleştiri eseri.

‘Yalan Yıllar’da okurunu, ‘Acemi Eğitimi’nde bıraktığı yerde karşılayan Kozanoğlu, hızlıca ilkokulu ve liseyi bitirdiği yılları anlatıp üniversite yıllarına geçiyor. Üniversite yılları, aynı zamanda Can Kozanoğlu’nun mesleğe başladığı yıllar. Hayat dergisiyle başlayan macera neredeyse en başından Kozanoğlu’nun mesleki kaderini çiziyor. Yarım kalan çeviri hikâye dizisini kafasına göre tamamlamaya karar vermesi, Kozanoğlu’ndaki büyük cevheri de açığa çıkartıyor. Bu yeteneği, zaman içinde ona iyi kötü birçok kapı aralayacak olmakla birlikte yeni yeni kabarmaya başlayan roman yazma iştahını da körüklüyor. Kozanoğlu’nun kendiyle kavgası da tam olarak bu noktada başlıyor.

Dibe batmaya başladığımız yıllar

Gazetecilik yıllarının başları 12 Eylül darbesine ve Süleyman Demirel’in yasaklı siyasetçi konumundan tekrar siyasi arenaya dönmesine denk gelince Can Kozanoğlu, Türkiye’nin acımasız gerçeklerine de ister istemez şahit olmaya başlıyor. Bu noktada kişisel ve mesleki anlamda vicdani sorgulamaları devreye girse de o bir şekilde yola devam etmeyi başarabiliyor. Yıllar boyunca siyasi gerilimlerin, ekonomik çıkmazların yanı sıra ‘medya insanı’nın ruhsal çalkantılarına da yakından tanık olan Kozanoğlu, aynı zamanda birçok mesleki düşüşe, tükenenlere ve tabii ki tüketilenlere temas ediyor. Sancılı 1980’lerin bitişiyle en azından medya adına renkli geçen 1990’lara gelindiğinde ise sirkülasyon biraz daha azalıyor fakat bu kez mesleki sorgulamalar devreye girmeye başlıyor.

2000’li yılların farkı

Yaşanan hüsranlar, başa alınan belalar, delirmenin eşiğine gelmeler ve yine bitirilemeyen romanlarla birlikte takvimler 2000’li yıllara geldiğinde tüm medyayı ve Can Kozanoğlu’nu yeni bir iktidar ve yepyeni bir medya düzeni karşılıyor. Biraz nefes almaya başladığımızı düşünürken tamamen dibe batmaya başladığımız yıllar... Can Kozanoğlu içinse sorgulamaların çıkmazlara saplanmaya başladığı, roman sevdasının bitmeye yüz tuttuğu, tamamen televizyona geçtiği ve vazgeçmeye başladığı yıllar.

Biyografiden ötesi

Kozanoğlu kişisel geçmişini anlatırken bir ülkenin absürd geçmişine ve bir mesleğin akıl almaz hastalıklarına ciddi anlamda ışık tutuyor. Bu sırada tüm sorgulamalarını ve çıkarımlarını olduğu gibi aktardığı için de ‘Yalan Yıllar’ basit bir biyografi olmaktan uzaklaşıyor. Tabii ömrünün 30 yılını medyaya vermiş birinin anlatıları olarak bakıldığında da nitelikli bir mesleki anlatım kitabı ortaya çıkıyor. Benim, yazının en başında ‘silüetinden dahi korktuğum mahalle’ dememdeki sebep de bu.

Boşa geçmeyen zaman

İletişim Fakültesi’nde geçen 4 yılımın ve bir o kadar da sektörde geçen kısacık zamanımın ardından medyanın haline ayrı, camiadaki çalışanlara ayrı hayret ederek kaçacak delik aramıştım. Uzak bir tarih de değil, bu yılın başlangıcı ile beraber yapmak için kendimi paraladığım gazeteciliği bırakıp daha yumuşak bir işe iniş yaptım. ‘Yalan Yıllar’ bu yüzden sektörde yaşam mücadelesi verenler için bambaşka anlamlar içeren bir kitap olabilir. Gelgelelim, ben cesaret edemeyenlerdim. Can Kozanoğlu’nun kitabını cesaret etmiş ve her şeye rağmen sürdürmüş birinin eseri olarak okudum. Kozanoğlu her ne kadar adına ‘Yalan Yıllar’ dese de kitabı hiç boşa geçmemiş yılların anlatısı ve bir türlü bitmek bilmeyen hain romanlardan alınmış intikamların devamı.  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder